Pazar , 22 Eylül 2019
SON YAZILAR

Müslüman Noel Kutlamaz

وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُمْ بِاللّهِ إِلاَّ وَهُم مُّشْرِكُونَ

Azîz Mü’minler ve Muhterem din kardeşlerim bugünkü hutbemizin mevzuu “Yılbaşı kutlamaları” hakkında olacaktır.

Ancak burada bulunan muhterem kardeşlerimizin yılbaşı konusunu, yakınlarına, dost ve arkadaşlarına anlatmaları ve onları uyarmalarını önemle hissettiğimden kutlanacak olan “Yılbaşı ve noel konusunun pespayeliğini, iğrençliğini” gündeme getirme lüzumunu hissettim.

Muhterem Müslümanlar, Hiçbir dinde yeri olmayan yılbaşı kutlamaları, İsa (a.s)’ın doğumundan 350 yıl sonra Roma’da ortaya çıkmış ve her sene 1 Ocak Hristiyanlarca “kutsal Noel günü ve İsa (a.s)’ın doğum yıldönümü” olarak kutlanır olmuştur. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, Noel ya da Yılbaşı kutlamaları bir Hristiyan geleneği olmakla birlikte henüz kendi aralarında dahi mutlakıyet sağlayamadıkları tarihi kesin olmayan bir yortu bayramının adıdır. Dolayısıyla Hristiyanlar ve taklitçi Mağluplar 24 Aralık ve 1 Ocak tarihleri arasındaki süreyi içkiler içerek, domuz ve hindi kızartması yiyerek, yeşil çam ağaçlarını ışıklandırarak, hediyeleşerek, dans edip tepinerek kutlanılması gereken bayram günleri olarak kabul etmişlerdir.

Haçlı zihniyetine sahip olanlar topla tüfekle İslam dünyasını dize getirip mağlup edemeyince “nasıl yapalım ki İslam dünyasının sırtını yere getirelim”diye düşünerek tatbikata başlıyorlar. Yahudi asıllı “Cizvit Papazlarını”kullanarak Noel’i İslam dünyasına pazarlama yolunu seçiyorlar. Bu Papazlar Müslüman ismini alıp İslam dünyasının içine karışıyorlar. Ve Sonra “medenileşmek, asrı yakalayıp çağdaş olabilmek için batı dünyasını taklit etmeliyiz” sloganını yayıyorlar. Açtıkları okullar, yayın yaptıkları Televizyonlar, yayınladıkları gazete ve dergilerle de bu sloganları destekleyici konuları işleyip, bu plana da “ortamı hazırlama taktiği” diyorlar. Sonra, işi devletlere devretme sırası gelince, bozmak istedikleri Müslümanlar

Müslüman Noel Kutlamaz

Müslüman Noel Kutlamaz

ın yaşadıkları memleketlerden adamlar kiralayıp, Biraz dil, biraz felsefe öğrettikten sonra Avrupa hayatına bunları tiryaki yapıp“Haydi aslanlarım memleketiniz sizi bekliyor. Ancak sizin elinizle geri kalmışlıktan kurtulup çağdaşlığı yakalayacaktır” diyorlar.

Böylece ülkemizde “Çağdaşlaşma özlemi ve muasır medeniyete” yani batı yaşayış tipine ayak uyduran adamlar devletin başına getirilip adları “Vatan kurtaran Aslan’a” çıkarılıyor. Avrupalı Efendi babalarından aldığı talimat üzere, o milletin ne kadar İslam inancına doğru giden yol üzerinde değerleri varsa “vatanı kurtarma” adına bütün bu değerleri devirerek yerine yeni saydığı gayri İslami değerleri koyuyor. İsa (as)’ın doğumu takvim başlangıcı sayıldığından yeni takvim “Miladi Takvim” adıyla isimlendirilmiş, 1 Ocak yılbaşı kabul edilmiş ve 2739 sayılı kanunla da, 31 Aralık öğleden sonra-1 Ocak tarihleri resmi tatil sayılmıştır.

Günümüzde de bazı hortumcu payandaları olan Medya, gelişen TV Yayıncılığı, Internet gibi iletişim araçlarıyla iyice körüklenen bu gidişat geniş kitlelere kadar uzanarak çağdaş olmayı hızlandırmış ve artık ‘dua’ya açılan eller ibn-i Noel’in hediyesine dilencilik etmeye başlamıştır.

Muhterem kardeşlerim, Hristiyanların geleneksel bayramı olan Noel, şu anda halkı Müslüman ülkeler arasında da rağbet duyulmuş ve özel teşvik görmüştür. İşin korkunç yanı da, bu tür tebriklere Müslümanların rağbet etmesi ve İslâm’dan uzaklaşma yoluna girmeleridir. Oysa Müslümanlar, önce Allah’a verdikleri sözü hatırlamalı, Kur’an-ı Kerimin belirlediği doğrultuda, kendisine bahşedilen “Müslüman” ismine yaraşır vakar ve bilincin şuurunda olabilmelidirler.

Hiç batı aleminde veya haçlı zihniyetinde birilerinin Müslümanların bayramlarını kutladığı görülmüş müdür? Bir Hristiyan’ın Ramazan ayında Oruç tuttuğu ve arkasından da Bayram ettiği veya Kurban Bayramında kurban kestiği görülmüş şey midir? Allah için söyleyin. O halde Müslümanlar neden Hristiyan bayramlarına iştirak ediyor? Bakınız! İmam-ı Rabbani, zamanındaki Hindistanlı Müslüman kadınların, başka inançlar da olanların günleri için, o günlere has hediyelerle hediyeleştiklerini anlatır. Ve bütün bunların “Şirk” ve “İslam Dinini inkâr” etmek olduğunu söyledikten sonra Yusuf suresi 106. ayet-i celileyi zikreder “Onların çoğu, Allah’a ortak koşmadan inanmazlar” Bu ayet-i celile gösteriyor ki, Allah (cc)’a inandıklarını söyleyenlerin de şirk koşabileceklerini, ya da şirk koşanların da Allah (cc)’a inandıklarını söyleyebileceklerini anlatır.

Bu mesele hakkında Alimlerin “nas’lar” dan çıkardıkları hükümlerle, ittifakla kabul ettikleri fıkhı kaide şudur: “Müslüman’ın bir başka dinin şiarı (alamet-i farikası) olan bir fiili kendi ihtiyari ile yapması küfürdür.” Buradan hareketle Müslümanların İslam dışı diğer bayramları kutlaması, bunlara iştirak etmesi ve Allah’ın indirdiği vahyi gerçekleri yalanlayan veya vahye uymayan düşüncelerin ürünü olan fiillerin kutlama günlerini, Müslümanların da bayram olarak kabul etmesi, küfre destek olmaktan başka bir manâ ifade etmez. Bu açıdan, Nevruz bayramı, başkası adına kurban kesme, Yılbaşı kutlamaları gibi kutlamalar, başka inanç sistemlerinin şiarları olarak görülmüş ve bu konudaki hükümler de ona göre verilmiştir. Bazı Hanefi alimleri demişlerdir ki “başka inançların gereği olan bayram ve kutlamalara katılan ve bundan tövbe etmeyen onlar gibi kâfir olur”

Ramazanda alenen oruç yiyenlerin yadırganmadığı bu ülkede, Hıristiyan bayramına iştirak etmeyen Müslüman yadırganıp gericilikle itham ediliyor. Hayır bin kere hayır. Müslüman üzerindeki bu kültür sömürüsüne daha fazla müsaade edemeyiz, etmemeliyiz. Mübarek bayram günlerini ve Kadir gecesini ne dediği tam anlaşılmayan Mevlithanların ve konuşmalarını mış mışlarla başlayıp hım hımlarla bitiren konuşma özürlü Profesörlerin programlarıyla geçiştiren televizyonların, aynı ekranlarda Müslümanlara saatlerce dansöz seyrettirmesini istemiyoruz. Noel’i kutlamakla bizler hiçbir şey olamayız. Olsak olsak ancak “Pazar” oluruz.

Muhterem Müslümanlar, İslam dinini yaşamada önde gidenler ve lider konumunda olanlar, her ne pahasına olursa olsun, vahdeti gerçekleştirme konusunda gerekli çaba ve fedakârlığı göstererek Ümmeti bu zelil durumdan kurtarmalıdırlar. Yoksa Allah katında bu vebal ve sorumluluğun altından hiçbir zaman kalkamazlar. İçinde bulunduğumuz bu zilletten tek kurtuluşumuz Allah (cc)’ın izniyle vahdeti sağlamak ve tevhidi bilinç içinde olmaktan geçer. Çünkü; Radıyna billahi rabben, ve bi Muhammedin rasulen ve nebiyyen ve bil İslami dinen BİZLER “Rabb olarak Allah’dan, din olarak İslâm’dan, peygamber olarak da Muhammed Mustafa’dan razıyız” Elhamdulillah

Bu Yazıyı Paylaşır mısınız?

Hakkında ROTALI KAPTAN

Merhaba; 1996 Yılında Başlayan Bölgesel Radyoculuk Hayatımda Bir Çok Organizelere İmza Attım. Ayrıca Kirmizigulfm.com'un Kurucusuyum. Reel Hayatta Olduğu Gibi Sanal Ortamda da Milli ve Manevi Değerlerimizi Ön Plana Çıkaran Yayın Anlayışımızla Hizmet Etmekteyiz. Bilgi İşlem Mezunuyum. Web Tasarım, Domain ve Hosting Çalışmaları Ve Başta Abdurrahman Önül Olmak Üzere Bir Çok Sanatçı Kardeşimizle Konser Organizeleri Yapmaktayım. Ayrıca Smf ve Wordpress Tema ve Mod Geliştirici Çalışmalar Yapmaktayım...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Soru: