Pazar , 25 Ekim 2020
SON YAZILAR

Eyvah bu cenazeyi nereye götürüyorsunuz?

Bizi böyle müslümanlarla tanıştıran, kaynaştıran, Alemlerin Rabbi’ ne hamd olsun. Yoluna kurban olduğumuz, hayatına hayran kaldığımız, onun etrafında pervane dönen, onun yoluna canını, malını, evladını feda edenlere sâlat ve selam olsun. Ey ölüm, kim bilir ne zaman, nerede geleceksin. Seni hep unuttuk, yaşarken hatırlamak istemedik ama akıl edemedik. Kollarımızda can verip, omuzlarımızda taşıdığımız insanları. Ölüm bu kaçıncı son, bu kaçıncı cenaze, nice sevdiklerimizi kaybettik, bir gün sevdiklerimiz de bizi kaybedecek, sevdiklerimizi bırakıp gideceğiz. Ama neyle, nasıl gideceğimiz çok önemli. Bir yetimin başını okşadıysak, bir fakire bir tas çorba verdiysek, bir ihtiyaç sahibine ekmek alıp verdiysek, Allah için ilim aldıysak, okuduğumuz ilimle amel ettiysek, işte bize bu fayda verecek. Oysaki bizde çok gaflet içindeyiz. Yaşlarımız geçti, ömürler geçti, Kuran bilmiyoruz, hiç okuyamıyoruz, oysaki mübarek zat; kim ki Kuran bilmedi, sanki dünya ya gelmedi, bu söz boşuna mıydı? , bu söz kime? Elbette bana, sana.

 

Bir çoklarımız namaz suresini bilmiyor, bir çoklarımız sorarsan Elhamdülillah Müslümanım deyip anlı secdeye gitmeyenler var. Bir gün gelecek servetine, şanına, şöhretine, kimliğine bakmadan alıp götürecekler. Seni uğurlamaya gelecekler. Sen tanımayacaksın. Bir gün gelecek musallaya yatacaksın ne olur helalleşmeleri, vedalaşmaları musallaya bırakmayalım. Gidişin çok sessiz olacak veya çok izdihamlı. İsmin unutulacak, kullandığın kıyafetler başkasına verilecek velhasıl o gün gelecek, önemli olan o güne ne kadar hazırlık yaptığımız. Ölmeden ölümü tadalım. Kimisinin köşe bucak kaçtığı, kimisinin sevgilisiyle buluştuğu andır ölüm. Ve bil ki sende bir gün öleceksin ve sevdiklerine veda bile edemeden, seni o buz gibi toprağın altına bırakıp gidecekler. Herkesten uzak yapayalnız kalacaksın.

 

– Durun, beni bırakmayın diyeceksin!!!

 

Ama seni duymayacaklar, anlamayacaklar. Tıpkı sende anneni, babanı bırakıp giderken haykırışını duymadığın gibi.   Sahi annen ve baban ölmüşlerdi değil miydi, hatta tabutlarını sen taşımıştın yıllar öncesi. Bu soğuk toprağın altına terk edip gitmiştin onları değil mi, peki neden o zaman aklın başına gelmemişti. Neden bende bir gün öleceğim dememiştin. Ölecektin biliyordun ama hatırlamak istemiyordun. Öyle ya daha yapılacak işlerin vardı. Daha milyarlık servetine servet katman gerekiyordu. Peki Nereye Kadar? Düşünmedin mi hiç ? Bin bir emekle kazandın servetin ardındakilere kalacak. Yoksa ceplermi yaptırmıştın kefenine belki orada yerim diye.

 

Ey insanoğlu ne kadar garipsin bilmez misin bir gün sende öleceksin, ecel şerbetini sende içeceksin. O halde hala neyi beklersin, geri dönüşü olmayan bu yolculuğa ne kadar azık hazırladın, neler götürüyorsun Rabbine, elin boş gitmek istemezsen şimdi den azığını hazırlamalısın.  Ölüm güzel şeydir anlayana, kapıyı çalmadan hazır olana. Ölümü hatırlayalım bize hatırlatmadan, yapalım hazırlığımızı sonra geç kalmadan.  Cenabı Hak Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır; ” Muhakkak sende öleceksin, onlarda ölecekler”.  Bu ayet müşriklerin Peygamber efendimizin ölümünü temenni etmeleri üzerine nazil olmuş ve bununla hiç kimseye ayrıcalık yapılmadığını vurgulamıştı.

 

Her canlı eceli geldiği zaman  nerede olursa olsun ölecektir.  Cenabı Allah’tan başka her şey ölümlüdür.  Eğer sonsuza kadar yaşamak mukadder olsaydı Allahu Teala en başta bunu Peygamber efendimize (sav) verecekti. Her insan takdir edilmiş belli bir süresi vardır. Ayette ” Her milletin belli bir eceli vardır, onların eceli geldi mi ne bir an geri kalabilir, nede öne geçebilir ” buyrulmaktadır.  Kısacası Ölümden kaçmak mümkün değil.

 

Emir kesindir, hiç bir şekilde geciktirilmez. Ölüm umulmadık bir anda kapımıza gelir, zira yaşamakla ölmek hiç bir insanın elinde değildir. Her şey olduğu gibi ölümde Allah’ın izniyle gerçekleşmekte.  Yalnız bilinmelidir ki ölüm yok olmak değildir.  Belki fena aleminden beka alemine bir intikaldir bir terhistir. Dönüşü olmayan bu yolculuğa çıkan  kimsenin bazı perde ötesi hallerini Peygamber efendimiz (sav)  açıklıyor. Cenaze tabuta konulup erkekler omuzlarına yüklediklerinde, o cenaze iyi bir kişiyse beni acele olarak gideceğim yere çabuk ulaştırın der, eğer kötü biriyse  Eyvahh bu cenazeyi nereye götürüyorsunuz diye feryat eder. Cenazenin bu feryadını insandan başka her şey işitir. Eğer insan bu feryadı duysaydı dayanamayarak bayılırdı.  İşte görüldüğü gibi insan bu dünyada hiç ölmeyecekmiş gibi mal, mülk, servet dünyevi makamlar peşinde koşturarak ömrünü tüketiyor, Allah’ı unutuyor, dost ve akrabalarıyla küsüyor, dedikodu yapıyor, gıybet yapıyor, insanların kalbini kırıyor, yalan söylüyor, ancak bir gün kefen bezine bürünerek, tabut denilen o daracık sandığa konulup, o daracık çukura konulacağını hiç aklına bile getirmek istemiyor.

 

Bu duruma ibretle bakıldığında insan neler düşünmez ki. Şu anda benimle onun arasında ne fark var, o tabutun içinde sen ise dışındasın. Daha düne kadar beraberdik bugün ise o gidiyor demek ki yarın bende gideceğim.  Aradaki tek fark şuanda hayatta olmam. Buda benim için büyük bir fırsattır.  O zaman uyanmalıyım. Amel defteri kapanmadan tevbe edip Allah’tan af ve mağfiret dilenmeliyiz.  Peygamber efendimize (sav)  “akıllı kimse bu dünya hayatında kendisini sorgulayan ve ölüm sonrası için çalışandır” buyuruyor.   İnanan bir insanın ölüm sonrası için hazırlık yapmaması akıl kârı değildir.

 

Dünya hayatında ne yaparsan, ahiret hayatında o karşına gelecek. Madem dünya ahretin tarlasıdır, madem ömür su gibi akıp gitmektedir, madem ölümden kaçmak mümkün değildir, madem ecel bir gün bizimde kapımızı çalacak,  madem dünya hayatı geçici ve imtihan yeridir, madem her canlı gibi insanda sınırlı bir ömüre sahiptir, madem herkes bir gün sonsuz yolculuğa çıkacaktır, madem ahiret hazırlığı için tanınan süre geçip tükenmekte, madem bir imtihan yaşıyoruz ve varlığımızın hikmetini de bu imtihan oluşturuyor o halde ölüm gelmeden önce ölüm için hazırlık kısacık dünya hayatı ebedi olan ahiret hayatı olarak değerlendirilebilmesi ancak müslümanca bir yaşantısıyla mümkün olacaktır.  Cenabı Allah cümlemizi daha ecel kapımızı çalmadan ve sonsuz yolculuğa çıkmadan, yaşadığımız zamanı ganimet bilip, ahiret hayatı için sermaye biriktiren, ahiretteki imtihanı başarıyla geçen, Allah (c.c.) ve Peygamber efendimizin (sav)  hoşnutluğunu kazanan kullarından eylesin. Amin.

 

 

Bu Yazıyı Paylaşır mısınız?

Hakkında ROTALI KAPTAN

Merhaba; 1996 Yılında Başlayan Bölgesel Radyoculuk Hayatımda Bir Çok Organizelere İmza Attım. Ayrıca Kirmizigulfm.com'un Kurucusuyum. Reel Hayatta Olduğu Gibi Sanal Ortamda da Milli ve Manevi Değerlerimizi Ön Plana Çıkaran Yayın Anlayışımızla Hizmet Etmekteyiz. Bilgi İşlem Mezunuyum. Web Tasarım, Domain ve Hosting Çalışmaları Ve Başta Abdurrahman Önül Olmak Üzere Bir Çok Sanatçı Kardeşimizle Konser Organizeleri Yapmaktayım. Ayrıca Smf ve Wordpress Tema ve Mod Geliştirici Çalışmalar Yapmaktayım...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Soru: